ulan annem ile entry girmek istemiyorum ama yine de engel olamıyorum.
babam benim hem mühendis, hem siyasetçi, hem de müteahhitti. yani yüzünü zor görüyordum. o zamanlar rahmetli olmayan annem, hem annem hem babam olmuştu bir nevi. günün büyük bir bölümünü onunla geçiriyordum. neyse. o gün evet 17 mayıs 2000 günü, babam işi gücü bırakıp maç izlemeye gelmişti. çünkü bütün türkiye bu maça kilitlenmişti.
babam, yenileceğiz ama olsun. buraya kadar gelmek bile çok büyük başarı diyip duruyordu. ben o zamanların vermiş olduğu fanatiklikle maçı izliyor ve alacağız diyordum. annem çakmadığı futboldan sırf bir aradayız diye zevk alıyordu. ben, artık ayağa kalkmış koltuk yastıklarını top niyetine kullanıyordum. acayip heyecanlanmıştım. sürekli yüreğimiz ağzımıza geldi. ama en sonunda penaltılara kalabilmiştik. işte popescu'nun o golünden sonra bütün aile birbirimize sarıldık. ama hemen değil. çünkü ben, duvarları yumruklamakla, babam ağlamakla, annem ise bizi izlemekle ve sevincimizden dolayı o da sevinmekle meşguldü.
17 mayıs 2000, benim hayatımın en mutlu günüydü. gerek bütün ailenin birlikte olması, gerek annemle izlediğim son maç, gerekse galatasaray'ın uefa kupasını alması... hiç unutmayacağım bu tarihi.