insanları tek bir çatı altında toplamak için veya savaşlara gönderebilmek için başvurulan klasik tarihi bir manevradır din paydası. bu şairimizin eserinde de bu görülebilmektedir. Atatürk cumhuriyet'in ilk yıllarında bu birleştiricilikten yararlanmıştır (cuma namazıyla meclisi açması v.s.), fakat sonradan her fikri hür insanın düşünebileceği gibi bir milletin, ona özel dini olmaması gerektiği gerçeğini şiddetle savunmuştur. çünkü hiç bir bireyin inancı bir diğerine tam olarak benzemez, benzeyemez ve benzememelidir de. bu düşünen, fikir üreten bir toplumun yaşadığının kanıtıdır.
"Ben size manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır. Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur." (1933, ATATÜRK)