Normal olarak, bir ülkede üyeleri liberal, milliyetçi, dinci veya muhafazakâr olan partilerin kendileri de aynı sırayla liberal, milliyetçi, dinci veya muhafazakâr olurlar.
Sorsanız, CHP üyelerinin hepsi solcudur; ama partinin kendisi bir türlü solcu olamamaktadır.
Normal olarak bir ülkede kendini liberal, milliyetçi, dinci veya muhafazakâr sayan seçmenler oylarını liberal, milliyetçi, dinci veya muhafazakâr olduğunu düşündükleri partilere verirler.
Türkiye'de kendini liberal, milliyetçi, dinci veya muhafazakâr sayan seçmen, oyunu bu doğrultuda verirken, oy verdiği partinin liberalliğinden, milliyetçiliğinden, dinciliğinden veya muhafazakârlığından fazla kuşku duymaz.
CHP istisnadır.
Çünkü Türkiye'de kendini "solda" sayan seçmen, CHP'ye oy verirken CHP'nin kendisi kadar solda olmadığını bilerek, hatta bu partinin solculuğundan ciddi kuşku duyarak verir.
Dahası, Türkiye'de CHP'ye hiç oy vermemiş bir sosyalist, sürekli CHP'ye oy veren bir solcuya oy verdiği bu partinin solculuğuyla ilgili bir eleştiri yapacak olsa, "yeni mi uyandın?" veya "zaten CHP ne zaman solcu oldu ki?" gibisinden bilgiççe bir istihzayla karşılaşır.
Yani sağ seçmen oy verdiği sağ partiden memnunken, CHP destekçiliğinin olmazsa olmaz koşulu bu partiye yönelik memnuniyetsizliktir.
Türkiye'de sağcı partilerin üye veya taraftarlarının kendi partilerinde "sızma", "ajan", "beşinci kol" aradıkları pek görülmez. Örneğin bir AKP üyesi veya seçmeni bu partide "mason", "ateist", "Marksist" veya "komünist" olabileceğini aklına bile getirmez. Aynı şey MHP üyesi ve seçmeni için de geçerlidir. Bu arada hiçbir BDP'li de kendi partisinde "asimilasyoncu, şoven ve Kürt düşmanı unsurlar" aramaya kalkmaz.
CHP istisnadır.
CHP üyesi veya seçmeni en fazla neye karşıysa onu önce kendi partisinde arar (ve bulur).
Örneğin, kendini emekten yana sayan bir CHP'li için, partisinde emek düşmanı, sermaye yanlısı unsurlar kol gezmektedir.
CHP'li anti-emperyalist ise, emperyalist merkezlerin kendi partisi içindeki uzantılarını hemen tespit edecektir.
CHP'li Kemalist için, "gizli" anti-Kemalistlerin en fazla doluştuğu yer kendi partisidir.
Daha "liberal" CHP'liler içinse, parti otoriter-bürokrat-devletçi-seçkinci köklerinden bir türlü kopamamıştır.
Ama sonuçta hepsi CHP'ye oy verecek, vermeyene de kızacaktır.
Türkiye'de sağ seçmen, umduğunu bulamadığı, kendisini düş kırıklığına uğratan sağ partisini "cezalandırmak" için tutup sola oy vermez. Başka bir sağ parti bulur, ona verir.
CHP istisnadır.
CHP'li "sol" seçmen, çok ama çok kızdığı durumlarda, yeterince solda bulmadığı partisini cezalandırmak için sağdaki partilerden birine oy atabilir.
Türkiye'de sağ seçmen, ideolojik-siyasal tercihine göre oyunu sağdaki herhangi bir partiye verebilir.
CHP istisnadır.
Bu ülkede "sol" seçmen, kendi ideolojik-siyasal tercihi ne olursa olsun çok kızdığı zamanlar dışında oyunu her zaman ve yalnızca CHP'ye verecektir.
Sağcı seçmen için, alternatif, her zaman bir başka sağ partidir.
CHP'li solcu seçmen içinse, sol bir alternatif hiçbir zaman olamaz.
Şimdi, bu durumda bir tuhaflık varsa, bunun kaynağı CHP mi, yoksa onun yandaşı, seçmeni mi?
Siz parti olsanız, yandaşınız-seçmeniniz de böyle olsa, CHP gibi olmayıp da başka ne gibi olurdunuz?
Ortada bir "tencere yuvarlandığı kapağını buldu" meselesi var.
CHP yönetimine o kadar kızmayın; yuvarlanan tencere, kendini solda sayan CHP seçmeni, bulduğu kapak da CHP'dir.