düşmanlık demeyelim de... bütün idare biçimleri gibi erk'e dayanıyor demokrasi de nihayetinde. sadece bu yüzden bile antipati beslenebilir. çoğulculuna da, %30'un kalanı idare eden haline de kılım.
yüzbinler içinde tek başıma muhalif olma hakkımı "lütfetmeyen" bir biçim istiyorum ben. pembe pancurlu, baççesinde çocukların dizlerini kanattıkları ev türünden hayallerim yok. hayal kotamı böyle imkansız şeyler için kullanıyorum.
ilginç olan odur ki; sevmemek bir yana, kendisinden nefret etmemize de ses etmez görünüyor demokrasi, taa ki hayaller akacak mecra bulup kendisine tehdit oluşturuncaya dek.
demokrasi için söylenebilecek en güzel şey; "insan mülkiyet duygusundan kurtulana dek, mecbur olacağınız ehven-i şer budur." önünden ye ve sus! çağırınca gel oyunu kullan ve seçici olduğunu düşünerek edindiğin tatmin duygusuyla yetin! şimdi yaylan! (ve tabii: ama sakın toz kaldırma, komşular rahatsız olabilir)