sözlük yazarlarının itirafları

entry163131 galeri video563 ses32
    24973.
  1. aşk ve mağaza örneğine sonuna kadar inanıyorum sözlük ve bu çok kötü bir şey.

    bu benim bir örneğim veya başka bir deyişle bana ait bir teori. ama bilmiyorum daha önce bir yerde duymadım bu örneği. o yüzden bana ait olduğunu düşünüyorum. teorime gelirsek, bir insana aşık olmak bir mağazaya girmek gibi bence. içeri adım atacağınız mağazanın vitrini ne kadar şıksa, ne kadar popüler bir cadde üzerindeyse o mağazadan içeri adım atma ihtimaliniz de o kadar artar. yani aşık olma süreci de budur. mağazanın pahalı olması ya da içerideki ürünlerin kalitesi önemli değildir. çünkü sadece içeri adım atmak, o mağazayı gezmek istersiniz.

    ancak başka bir cadde üzerindeki daha kaliteli mallar satan, daha ucuz mağazaya girme ihtimaliniz daha azdır. çünkü vitrini o kadar alımlı olmamakla birlikte, köhne bir cadde üzerindedir. içerisinde istediği kadar kaliteli ve ucuz ürün barındırsa da ilk örnekteki mağazaya nazaran içeri girme ihtimaliniz daha azdır.

    mağazaya ilk adım, aşık olma sürecinin başlangıcıdır bu teoriye göre. aşık olduğunuz kişi ne kadar yakışıklı/güzelse, ne kadar donanımlıysa ona göre aşık olma sürecine başlarsınız. bazen doğru bir sonuç getirir bu, o mağazada istediğinizi bulursunuz ve mutlu olursunuz. ama bazen de -ki bana göre çoğu zaman- o aşık olma sürecinin geçmesinden sonra beklentilere kapıldığınız anda yanlış mağazada olduğunuza kanaat getirirsiniz. aşık olmanız gereken kişinin o olmadığını, onun vitrinine, bir anlık büyüsüne veya her nesineyse, ona aşık olduğunuzu görürsünüz. soğuma, ayrılma veya başka süreçlere geçersiniz. bir şekilde o mağazadan çıkmak istersiniz ve çıkarsınız.

    ama vitrini güzel olmayan, bilindik cadde üzerinde bulunmayan mağazalar daima daha az dikkat çeker. tıpkı tanıdığımızda mükemmel olduğunu keşfettiğimiz insanlar gibi. ancak onlara aşık olmak onları keşfetmek zordur. çünkü insanlar aşık olurken dahi önce etikete, vitrine bakıyorlar. yalnız illa demek değildir ki vitrini güzel olan bütün mağazalar boştur aldatıcıdır, tersi durumlardakiler de daima kaliteli ve ucuzdur. yanlış anlaşılmasın. bu teorinin tek amacı neye dikkat edildiği, neye rağbet gösterildiğini belirlemektir.

    şimdi bana tespit sıçtı demekte özgürsün sözlük. bu kadar şeyi yazmamın tek sebebi yapacağım itirafı daha da anlaşılır kılmak.

    yürekten söylüyorum ki bu teori gerçek yaşamda yüzde yüz işlemekte. ne yazık ki ben dahil içinde bulunduğum ortamlarda, tanıştığım insanlarda gözlemlediğim bu. etikete ve vitrine o kadar çok takılıyoruz ki aşık olunduktan sonra 'hadi ya bu değilmiş benim aradığım' diyerek üzülüyoruz.

    ben hoşlandığım kızı etkilemek için fazla kilolarımdan kurtulmak, vücut geliştirme yapıp üçgen bir vücuda sahip olmak için hayatımdan vakit çalmak istemiyorum. ben, ben olmak istiyorum sözlük. hoşlandığım kız beni reddetti diye 'ulan kilolarım var tabi hatun bana bakar mı etrafta onca yapılı eleman varken' demek istemiyorum. sırf bu yüzden reddedilmek, kendime yeni yeni kompleksler yaratmak istemiyorum. dedim ya sözlük ben sadece ama sadece ben olmak istiyorum. vitrinimi süsleyince benim olacak aşklar istemiyorum. aşkın kutsal olduğunu düşünüyorum. gerçek aşkın kutsal ve öyle ağıza sakız edilecek bir şey olmadığına inanıyorum. ama olmuyor sözlük, gerçek dünya öyle dönmüyor, işler öyle yürümüyor.

    beni bir ay önce reddetti çünkü bilinçaltındaki aşık olunası tip, ben değildim. hiç bir zaman da olmadım. ama şimdi tutup da onu etkileyebilmek için diyet yapıyorum, her sabah kıçımdan ter aka aka o ağırlıkları kaldırmaya debeleniyorum. çok koyuyor be sözlük. insana, olduğundan farklı birine dönüşmeye, bunları biri için yapmaya çalışmak çok koyuyor. kişiliğim eziliyor tüm bunların altında. ben, ben olmaktan uzaklaşıyorum gibi geliyor. kendimi aşağılık hissediyorum, komplekslerim çoğalıyor.
    24 ...