17 mayıs 2000

entry283 galeri video3
    102.
  1. bir fenerbahçeli olarak taraftarıyla en çok çekiştiğimiz, en çok kavga ettiğimiz kulüp olmasına rağmen galatasaray'a minnettar olmama neden olan gündür. galatasaray'la çok dalga geçtim, yazarlarla çok tartıştım hatta bugünden sonra da dalgama devam edeceğim ama bugün nerden estiyse aklıma o tarihi akşam geldi.

    2000'de galatasaray uefa kupası'nda finale yürürken, geçtiği her turdan sonra okulumuzun hademesi andımızdan önce mikrofonu eline alır ve dünkü maçın sonucunu söyler ardından da gsli öğrenciler de alkış tutardı. içten içe sinir olmama neden olurdu bu. 11-12 yaşındayım zaten, türkiye'yi avrupada temsil etme muhabbetine falan aklım ermiyor. galatasaray'ın her geçtiği turdan sonra o hademenin maçın skorunu söylemesi ve galatasaraylı arkadaşlarımın sevinçleri bana batıyordu. aylar bu şekilde geçti ve sonunda galatasaray finale yükseldi. bende de bir değişiklik oldu en az fenerbahçe kadar kanım kaynadı galatasaray'a. baktım ki beşiktaşlı babam galatasaray taraftarı kılığına girmiş, trabzonsporlu komşumuz en büyük galatasaray diyor, ''ben de destekleyeceğim ulan'' dedim ve nihayet final günü geldi.

    maçı ailecek bizim evde seyrediyoruz. amcamlar, kuzenler, bizim aile ve rahmetli dedem. maçın başlamasına yakın rahmetli odasına doğru giderken babam; ''baba nereye gidiyosun maç başlayacak'' dedi.. ''izlemeyeceğim'' diye cevap verdi hasta fenerbahçeli dedem. aile şaşırdı ama bir şey diyemedi. evet, hasta fenerbahçeli dedem maçı izlememişti ama fenerbahçe aşkını aşıladığı torunu, yani ben, inanılmaz bir heyecanla maçı beklemeye devam ettim.

    ve maç başladı. taktik, teknik olarak pek bir yorum yapamıyorum tabii. sadece kaçan pozisyonlarda yerimden zıplıyorum. oda dumanaltı olmuştu. amcam ve babam sigara üstüne sigara yakıyor, yengem ve annem de çayları tazeliyordu. neyse öyle böyle geçti maç ve penaltılara gelindi. o anki hislerimi anlatmam mümkün değil. 40 yıllık galatasaraylıdan daha çok galatasaraylı hissediyordum kendimi. o küçük ellerimi yukarı kaldırıp dua bile ediyordum..

    kader anında popescu topun başına geçti. amcamla babam ayakta, ben de ufacık boyumla ortalarından kafamı uzatmış, ellerimi bağlamış televizyona bakıyorum. popescu.. popescu geliyor vurdu ve gol.. o an dünya benim oluyor.. koltuklara tırmanıp tekrar geri atlıyorum. babamın omzuna çıkıp, ondan amcamın omzuna atlıyorum.. annem ve yengeme bakıyorum ikisi de gözyaşlarını gizlemeye çalışıyorlar.. sonra babam beni kollarımdan sarsıyor ''kazandıkk.. kazandıkk oğlum'' diyor ve o da ağlamaya başlıyor.. ben de dayanamayıp ağlamaya başlıyorum. kuzenin getirdiği bayrağı alıp balkona fırlıyorum ve ''cim bom bom! cim bom bom!'' diye bağırıyorum bir yandan da ağlayarak..

    tarihi bir geceye tanıklık etmiş olmanın gururuyla geçiyor o gün..

    maçtan yaklaşık 2 ay sonra dedem vefat ediyor. mezarı başına gidip bildiğim duaları okuduktan sonra içimden ''bana kızma dedecim sadece o gün galatasaraylıydım ben'' diyorum ve mezarı başına bir çiçek bırakıp, yanağımdan süzülen gözyaşıyla birlikte oradan ayrılıyorum..

    işte bir fenerbahçeli gözüyle 17 mayıs 2000'in anlamı budur. o gün kazanılan ve o günden sonra kaybettiğimle birlikte aradan 11 yıl geçti fakat anlamı hiçbir zaman değişmedi..
    0 ...