acının boyutu hep merak konusu olmuştur bende. "acı" denilen kavram -sonuçta kişiden kişiye değişir- ne bileyim, sınırlarını merak etmişimdir hep, insanın dayanma gücüne ve hala hayatta güzel şeyler bulabilecek kadar pozitif olmasına değinecek olursak, evet acıyla ciddi bir savaş içindedirler.
acı gücün kendisinden de güçlüdür. bu yüzden insanın içinde hep olmaz. bir anda ve beklenmedik şekilde çıkar ortaya veya akla. o zaman acı olur. her daim bünyenin içinde, taze bir düşünce olarak duran acı değildir.
acı aynı zamanda insanın bile bile kendini kandırmasına izin verir. kişi aslında bilir bunun ne denli sarsıcı ve hasarlı bir acı olduğunu, bunu bilerek başka şeylere yönelir daha küçük sorunları hayatının merkezine koyar ki, asıl üzüldüğüm bu, o değil diye düşünmeye çalışır. çünkü o acıyı düşünmek bile insanda çok keskin geriye dönüş yapar ve deja vu dediğimiz şeyi yaşatır.
acı çektiğiniz zamanlar; günler aylar düşünülünce gözünüze öyle canlı anlar gelmez. sadece size kalan üzüntü çok yer kaplar. o acıyla birlikte neler yaptığınızı, bir gününüzü nasıl geçirdiğinizi düşünseniz bile hatırlayamazsınız . işte acının böyle büyük tesiri de vardır canlı her şeyde; zamanı bile durdururcasına hep bir adım önde durur.