tanım: mart'ın sekizinde gelen kara kışa ankara'nın hazırlıksız yakalanması sonucu oluşan esarettir.
anım: iki gün önce saat 14.53 te pursaklar'dan kızılay zafer çarşısına fotokopi çektirmeye gittim. 316 sayfalık bir kitabın 15 kopyasını yapmak üzere bilmem ne copy center'a girdim. girdiğimde saat 15.50'ydi. kopyaları ne zaman alabileceğimi sordum ve bana ertesi gün 3-4 gibi alabileeğimi söyledi. arkadaşımı aradım ve durumu izah ettim. ille de bugun almalıyız dedi. ben de bugun alıp alamayacağımı sordum. 19.00da gelirsem alabileceğimi söyledi. buradan sonrasını zaman tablosu üzerinde anlatayım:
14.53-15.50 pursaklar'dan zafer çarşısına gidiş
16.00-18.45 vakit öldürmek üzeri gerekli gereksiz kar altında kızılayda biraz sürtüş, dost kitabevine dalış ve mis simitte çay keyfi.
19.00- kopyaları alış.
19.10-20.10 kızılay sakarya caddesi önünde durakta bekleyiş. (gelmedi otobüs. gelenlerin hepsi full doluydu. 15 tane kitapla g*t kadar boşluğa nasıl gireyim ben)
20.10- sıhhiyeye kadar gideyim diye düşünmem ve bu sebeple metroya inmem.
20.20-21.00 sıhhiyede sabırsız bekleyiş. ve yine otobus gelmez. gelenler doludur. fıttırma aşamasına gelinir.
21.00-21.45 sıhhiye köprüsü altındaki çay evinde biraz iç ısıtılır. köprü trafiğinin bitmesi beklenir. 5ten 9a kadar süren iş çıkışı saatinin bitmesi beklenir.
21.45- sonunda otobuse binilir ve
22.30 öğrenci yurduna giriş yapılır.
arkadaşın saçma inadı yüzünde yedibuçuk saat yolda harcanır. bütün gün mahvolunur. hiç bir iş yapılamaz. sövülür sayılır.
ertesi gün de acı acı intikam alınır. maktul beni bir restorana götürmüştür ve hesap canına okumuştur