halifeliği döneminde kasap a gidiyor. oturup gözlüyor. bir kez gelip bir kilo et alan vatandaşın, ikinci kez geldiğini gördüğünde;
önce dövüyor, sonra sorguya çekiyor; "müslümanlar yarım kilo et alamazken, sen nasıl iki kilo et alırsın" diyor. önce sormuyor kardeşim, önce bir temiz dövüyor. en temizi.
bizans elçisi, yanına geldiğinde uykuda. mübarek biraz da horlaması var. bizans elçisi tırsıp kaçıyor yanından. ne oldu diye soranlara diyor ki; "bu adam horlarken böyle kükrüyor, böyle heybetli, uyanıkken ben nasıl konuşayım bununla ?"
sonra uyanıp geldiğinde hz ömer efendimiz, soruyor, seni nerede ağırlayalım. benim yanımda mı yemek istersin, yoksa elçileri ağırladığımız sofrada mı ağırlayalım ? uyanık olduğunu zanneden elçi, elbette senin yanında yerim diyor. ama bilmiyor ki gariban, hz ömerin sofrasında hurma ve sudan başka bir şey yok.
allah ondan razı olsun. tüm hülafa i raişidin den, ashab ı kiram dan...