black swan

entry333 galeri
    134.
  1. bir önceki yazdığım yazıyla çok ortak noktaları olacak ama başka bir yerde yazdığım yazı film hakkında.

    beğenmeyenlerin yorumlarının çok ama çok komik olduğu filmdir.
    --spoiler--
    aslında annesi yoktu, ben zaten başından anladım gördüğü şeylerin hayal olduğunu, sonunda öldü mü ki, acaba hocayla mila sevişti mi gerçekten, natalie portman'ın oyunculuğundan başka birşey yok ve nicesi. oğlum, kızım bu film öyle bir film değil kapiş, yani seni ters köşeye yatırmaya falan çalışmıyor, seni karakterin içine sokup karakterin düştüğü yanılgılara senin de düşmeni istemiyor, yani vasat,klişe ama izlenmesi güzel olan leonardo di caprio'nun adalı filmi gibi değil ( ismini hatırlayamadım şimdi) burada amaç karakterin yaşadıklarına dışardan bakman, onu dışarıdan incelemen, yönetmen kithe wrestlerda zaten insanı karakterin içine sokup karakterin yaşadığı duyguları yaşatması konusunda tavan yapmış bir yönetmen, yani istese onu da yapar sen sıkma canını the wrestler demişken buna natalie portman'ın oyunculuğu dışında numara yok diyen the wresler'a da aynı şeyi dedi the wrestler gibi tavan bir filme düşünün artık. bununla beraber gerilim temasına değinmişler, yönetmenin derdi germek de değil bunaltmak, karakterin yaşadığı bunalımı gözler önüne sermek için o "gerilim" diye yanlış tespit edilen sahneleri çekmiş arkadan müziği vermiş, hızlı sahne geçişleri, bunların özellikle son sahnede baleyle senkronizasyonu vs.

    sonrasında konu özgün değil yeaaa, the fighter'ı izlemedim ama onun konusu da özgün değildir, adı üzerinde the fighter.

    hadi dövüşçü filmlerinden gidelim

    million dollar baby'nin konusu da özgün değildi,

    raging bull'un konusu bile çekildiği devre göre özgün değildi,

    keza rocky'nin de,

    million dollar baby demişken bahsettiğim yapımlar kadar ahım şahım olmasa da benim için güzel bir film olan girlfight'ın konusu da özgün değildi,

    ve gelelim the wrestler'a onun konusu da özgün değildi,

    ama bütün bunlar sinema tarihinin önemli yapımlardır.

    mesele özgün birşey yaratmakta değil, bu saatten sonra o zaten imkansıza yakın iş. o yüzden özgünlük konusunda boş konuşmaya gerek yok, meselenin ne olduğunu da ben söylemeyeyim, hani gizem çözmek için film izliyorsunuz ya bu meseleyi de çözersiniz.

    ilk 40 dakikası sıkıcıydı yavcılar da alem. aksiyon filmine mi geldiniz arkadaş?
    devamlı birşeyler hızlı hızlı veya diyaloglar yoğun mu olacak?

    natalie portman ablamız metrodan çıkıp omuz kamerasından sokağın karşısına geçip bale binasının kapısına kadar yürürken afişe bakması bunda hareket aranmaz, bunda başka şeyler aranır ki bunu anlamak için populer holivud yapımlarından kafayı dışarı uzatmak lazım. uzatamayınca 40 dakika sıkıldım oluyor.

    neyse uzun lafın kısası bu film bana the wrestler'da olduğu gibi sinema izleyicisi denilen grubun büyük kısmının aslında sinema izleyicisi olmadığını kabaca tabirle lost, sixtths sense travmalarını hala yaşayan garip insanlar olduğunu göstermiştir. yok denir ki benim tarzıma uygun değil ama güzel olmuş veya verilmek istenen duygu ve düşünce bana uzak ve daha iyisi yapılabilirdi ama yok böyle birşey doğrudan uyudum, klişe, vasat bilmem ne.
    --spoiler--
    düzeltme: caprio'nun filminin ismi Shutter island
    Nil nil nil'e teşekkürler.
    0 ...