insanı kahreden bir durumdur ve ötesi yoktur. insanı kahreden ondan haber alamamaktır. Ne yaptığı ya da yapıyor olduğu önemli değildir. Çünkü o sessiz bekleyişte tek merakınız "iyi mi acaba?" ve ya "acaba o da beni düşünüyor mudur?" olur.*
Herşey gayet normaldir aslında. "Evden çıkıp şuraya gidiyorum canım" diye mesaj atmıştır. Bu kimi zaman alış-veriş olabilir, kimi zaman okul olabilir, kimi zaman da işe gidiyordur işte. Sonuçta bir yere gidiyordur ve mutlu bir telefon konuşmasıyla kapatmışsınızdır o sizi birbirinize bağlayan ama ikiniz için önemsiz olan cep telefonunuzu. Aradan kısa bir süre geçer, kimi zaman 30 dakika kimi zaman 45 dakika kimi zaman 1 saat. Bu geçen zaman zarfı içerisinde sürekli o aklınızdadır, sürekli onu düşünmüşsünüzdür. Doğal olarak sesini duymak istersiniz. Eliniz telefona gider ancak "daha yeni dışarıya çıktı, arayıpta onu kontrol ediyormuş gibi olmayayım, onu boğmayayım" dersiniz ve şirin mi şirin bir mesaj atarsınız sevgilinize. Küçük bir çocuğun akşam eve oyuncak getirecek babasını beklediği gibi umutla, sevgiyle ve sabırla beklersiniz sevgilinizden gelecek cevabı. işte o mesaj bir türlü gelmez. Zaman geçer, ben bir arayım en iyisi dersiniz ve ararsınız...
Telefon çalar çalar yalnız sevgiliniz o telefona cevap vermemiştir. "Duymadı" diyerekten 2 dakika sonra tekrar ararsınız o güzel sesini duymak için ancak aramanıza cevap vermez. Aklınızdan o an geçirirsiniz "duymuyor işte" diyerekten ve o'nun aramasını beklemeye başlarsınız. Aradan zaman geçer ve o'ndan hala ses soluk çıkmamıştır. Tekrar ararsınız, yine cevap vermemiştir o telefona. Kendi kendinizde "üff canım ne olcak işte derstedir, o yüzden açamıyordur" dersiniz. "Acaba şu anda şimdi nerdedir, ne yapıyordur" diye meraklanırsınız. Zaman geçmektedir, aklınız hala ondadır, öylesine merak ediyorsunuzdur ki bunu tarif bile edemezsiniz...
Aslında bir güven meselesidir bu tür durumlar. Sevgilinize güveniyorsanız şayet, aklınızdan anlamsız kötü şeyler geçirmek yerine sürekli kendi kendinizi telkin edersiniz: "Duymuyordur, uyuyordur, derstedir, müsait değildir, telefonunu unutmuştur, birisi canını sıkmıştır ve canı hiç birşey istemiyordur" dersiniz.
Vakit su gibi geçmektedir, sevgilinin telefona cevap vermeyişi 6 saate kadar gelmiştir ve bu zaman süresinde her 30 dakikalık süreler içinde 2'şer kez onu aramışsınızdır. Olay o kadar kötü bir hale gelmiştir ki, içinizden ağlamak gelir, içinizden bağırmak çağırmak gelir. "Acaba ne yapmalıyım, o aradığında nasıl davranmalıyım" dersiniz. Bilirsiniz, arayacaktır sizi, bilirsiniz illa ki bir nedeni olduğunu, bilirsiniz size o her zamanki mantıklı açıklamasını yapacaktır, bilirsiniz ne olursa olsun o'nu affedeceğinizi. Çünkü gerçekten çok seviyorsunuzdur. Bir telefon için kavga etmenin ne anlamı olabilir ki? Aranızda geçenlerin, yaşanmışlığın ölçüsü mü ki telefon? Basit bir telefondur o, insan yapımı bir araçtır. Sevginiz bir araç değildir ki, olamazda işte. Neden bu aranızdaki güzelliği öldürsün ki?
En sonunda aramıştır sizi... O telefona cevap vermeseniz bile bilirsiniz yaşadığını, nefes aldığını, kalbinin hala sizin için attığını. Cevap verirsiniz telefona, bir yandan telefona konuşup bir yandan da "kızmalı mıyım yoksa kızmamalı mıyım?" diye düşünüp durursunuz. Kızmamak en iyisidir her zaman, kazanan siz olursunuz. Birazcık sitem edersiniz, "neden?" diye sorarsınız o'na korkarak. Çünkü kalbini kırmak istemezsiniz, çünkü o'nu üzmek istemezsiniz. Telefonda herşeyin yolunda olduğunu, derste olduğunu, okulda telefonunun çekmediğini, konuşabilmek için dışarıya çıkması gerektiğini ancak dışarının çok soğuk olduğunu söyler size. Mantıklıdır, doğaldır. Birşey dememişsinizdir, ama çok üzülmüşsünüzdür işte. Farkettirmemeye çabalarsınız elinizden geldiğince. Hatta "hiç mi zamanın olmadı?" diye sorduğunuzda hafiften ters cevap verebilir. insan psikolojisi işte, hatasını anlayacaktır. Sizi üzmüştür, kırmıştır tavrıyla bir kere ama o an farkında değildir. Farkında olsaydı yapmazdı dersiniz. Moraliniz bozulmuştur, ancak geçecektir illa ki, çünkü gerçek sevgi, tutku ve aşk bunu gerektirir...
insanın aklından "Merak etmedi mi?", "Konuşmak istemedi mi?", "1 dakika bile vakti olmadı mı?" soruları geçer ve bilirsiniz cevabı. Söylemek istemiyorum sadece, herkes bilir bunun cevabını... Evet, haketmedik bu davranışları belki de hiçbirimiz... insanın umutları hüzünlü olabilir mi? En hüzünlü olan umutları bile yorgun olabilir mi? Demek ki olabiliyormuş...
Herşeye rağmen çok sevmeye, ölümüne sevmeye, fazla fazla sevmeye devam edersiniz, bilirsiniz bu yaşanan ne ilktir ne de sondur. Olacaktır hep, sadece ve sadece alışmaya çabalarsınız işte pervasızca. Zaman gelir, ya siz alışırsınız ya da o bu kötü mü kötü huyunu düzeltir. Düzelecektir, üzülmeyin, takmayın boşverin derim... Haketmemiş olsanız bile boşverin, takmayın! Lanet gelsin o telefona işte, sadece ve sadece lanet gelsin!..
en küçüğünden bir not : Seviyorum evet çok seviyorum, sadece bazen bu kadar umursamaz olmasını, bu kadar sorumsuz olmasını kaldıramıyorum... Sanırsam hiç bu kadar yardıma muhtaç olmamıştım, hiç bu kadar sana ihtiyacım olmamıştı be aşkım...