tiyatro dünyadan kaçış gibidir bence. sanırım bu yüzdendir ki tiyatroya aşırı bağlanışım ve başıma ne kadar kötü bir olay gelse daha fazla sarılışım. düşünün bir kere; hayatınızda olamayacağınız bir rolü canlandırıyorsunuz ve bunu yaparken kimse sizi durdurup sen bu değilsin demiyor. daha sen bu kişiliğe bürünmeden herkes seni kabullenip öyle izliyorlar hatta. bazen cinsiyetin değişiyor. birkaç dakikalığına bile olsa karşı cinsin neler hissettiğini bağımsız hareketlerinle algılayabiliyorsun. bazen hiç edinemeyeceğin bir özelliğe sahip oluyorsun tiyatro yaparken. ve önceden o özelliğe sahip olan insanları kınarken bir nebze de olsa hak vermeye başlıyorsun. çünkü yaşamadan bilinmez derler ya, işte o anda yaşıyorsun aslında ve o insanların duygularını anlıyorsun. sonra bitince tekrar eski sen oluyorsun ama dışarı çıkınca seni tebrik ederlerken gerçek adını bile bilmeyip, roldeki adınla hitap ediyorlar. rolde aşırı duygusal, sorunlu biriysen tiyatro bitiminde yanına gelip sanki seni avutuyormuş gibi beğendiklerini söylüyorlar; üzülme çok güzel oynadın der gibi. gerçekten gördüm bunu. ve o anda anladım ki tiyatro insanların hayatlarından bir kesiti mutlaka gözler önüne seriyor ve o kadar içine çekmiş ki o oyun insanı, dahası çıkamamış bile ve sizi hala roldeki insan gibi sanıyor. başarınızı da bu sayede anlamış oluyorsunuz.
tiyatro şu hayatta başıma gelen en güzel şeylerden biri diyebilirim. ve hayatta beş şeye tutkum varsa bunlardan biri de tiyatrodur ve hep yerini koruyacaktır. yaşadığım sürece -şuan yaşım çok küçük olmasına rağmen- gerçekten çok büyük mutluluk duyduğum ve çok büyük acı çektiğim şeyler oldu. ve tiyatroya eğilimim, tiyatrodaki duruşum, ilgilenişim bunlar sayesinde oldu hep. hatta yeteneğim bile buna bağlı gelişti.
iki sene önce ilk oyunumda sevgilimin gülen gözlerinin bana çarptığını gördükten sonra yapmadım bir daha tiyatro. hatta seyircisiz boş sahneye bile çıkmadım. çünkü o ölmüştü ve rol yaparken karşıma baktığımda o kişiyi görememekten korktum hep. ama anladım ki hayatın kendisi bir tiyatro ve gerçek hayatta nasıl yoksa tiyatroda da olmayacak ama tek fark izleyecek. bu sayede bağlandım hayata ve tiyatroya; dedim ya ikisi de aynı şey.
ve ilerde bana sorsalar neden tiyatroyu seçtin diye; sanırım cevabım ben onu seçmedim, o beni kendine çekti olur.