böyle bir şeye tanık olmuştum lise zamanlarımda. bizim sınıftaki öğrencilerin çoğu yetimhanede büyümüştü, kiseleri yoktu. sınıfta bir kız vardı tuğba diye. felsefe hocası buna ayrı bir ilgi gösteriyordu. tuğba'nın da ailesi yoktu, ufak tefek, şirin ve güzel bir kızdı. hepimiz çok severdik onu. bütün arkadaş grubu ona ayrı bir ilgi gösterirdi zaten. bir gün yanıma geldi. sana bir şey söylemem gerek dedi. felsefe hocasının ona "beni sadece öğretmen olarak görme" dediğini söyledi. biraz korkmuştu. hemen benim yanıma geldiğini söylemişti. ne demek falan oluyor bu falan diye sordu. ben hemen felsefe hocasının buna sarktığını anladım. hoca da genç ti 26-27 yaşlarındaydı. hocaya karşı tavrını şimdiden değiştirmemesini söyledim. biraz bekleyelim dedim. hocanın ilgisi git gide artmıştı. artık çok net anlaşılıyordu ona karşı hisleri. tuğba nasıl kurtulacam falan diyordu. günlerden bir gün tuğba'ya hocanın yanına mutluluktan uçarcasına gitmesini halini hatrını sormasını, hoca da mutluluğunun sebebini sorunca benimle çıktığını söylemesini söyledim. dediklerimi aynen yaptı. hocanın bana karşı tutumu değişmişti. bana kötü davranıyordu. sınıfın içinde de bana ağır hakaretler etmeye başlamıştı bir derste. ağza alınmayacak şeyler söylemeye başladı. sinirinden deliye dönmüştü. gidip yanına sakin olmasını söyledim dinlemedi. bende kafasını tahtaya vurmaya başladım. artık tahtanın siyahtan koyu kırmızıya dönmüştü. diğer hocalar falan geldi beni tuttular. felsefe hocasını hastaneye götürdüler. polis geldi ben nezarete falan. sonra şikayetçi olduk. tuğba ifade verdi. herşeyi başından sonuna kadar anlattık. öğretmenlikten aldılar. ve yüzünde hayatının sonuna kadar taşıyacağı izlerde kar kalmıştı yanımıza.