1-Sürekli düşük not alacağını iddia eden çalışkan model: Bu model daha çok lise ve üniversite sıralarında karşımızdadır. Sınav biter. Herkes bir şekilde bir puan alacağını ileri sürer. Bizim Berkincan "ya beyler sınav çok kötüydü en fazla 60" der, sınavlar bir okunur ki meğer ortada helalinden bir totem vardır. Bütün sınıf ortalama not alırken bizimki 90'ı çakar. Notlar açıklandıktan sonra da "ben 100 bekliyordum hocam" diye itiraza gider. Bir gün bir sınıfta o totem bu tiplerin vücuduyla bütünleşecektir ama ne zaman bakalım.
2-Sürekli not tutup sinav günü notlarını ödünç vermeyen model: Hande sınıfın çalışkanıdır. Tamam kabul edelim Flying Dutchman okul kütüphanesinin önünde korsan CD satarken o derslere girip fütursuzca not tutmaktadır, ama sınav günü notlarını fotokopi çekmek istediğimizde vermemen reva mıdır Hande? Vermemiştir Hande. Her üniversitede bu Hande'lerden mevcuttur. Zaten fotokopi sırasına sınavdan bir gün önce girerek Dutchman baştan kaybetmiştir, bir sonraki sınava kadar "ben de not tutucam arkadaş" diye söz verilir. Bir sonraki sınav gecesi gelir. Korsan cd tezgahı büyümüştür, Hande'ye gidilir.....
3- Okula en son teknoloji ürünü aletlerle gelerek ilgi toplamaya calisan ögrenci modeli: Çok iyi hatırlıyorum lisede sınıf arkadaşım cebinden telefonunu çıkardığında insanoğlunun ateşi bulduğu andaki tepkiye benzer bir tepki vermiştik. Vardır böyle tipler. Oyunlu saat, cep telefonu, havalı ayakkabı, robot şeklinde, bacağından kalem traş fırlatan kalem kutusu, 18 farklı fonksiyonu bulunan tetris bu güruhun önemli gereçleri arasındadır. Yaş 18'e gelince bu arkadaşlar "altına çektiği araba ile kız avına çıkan genç" rütbesine adım atarlar.
4-Üst sınıflardan soruları almaya giden öğrenci modeli: 17 yıl öğrencilik hayatım oldu. Bir gün bile kalkıp üst sınıflardan soru almaya gittiğimi hatırlamıyorum. Sınav günü gelir. Sırf bu misyonla donatılmış her sınıftan 2-3 kişi yollara düşer. Bir üst sınıfın kapısı çalınır, o sınıfın en çalışkanına gidilir "geçen sene ne sordu Safevilerden?" diye sorguya çekilir. Sorular not edilir, geri gelinir. Evet soru almaya gitmemişimdir ama almaya gelenlerin kurbanı olmuşumdur. "Dutchman ne sordu geçen sene inorganik maddelerden?". Yahu 1 sene olmuş, bizi sınava alan hoca olmuş inorganik, nerden hatırlayayım soruları?
5- Sürekli kızlarla dolasan hiçbir erkek oyununu bilmeyen/katılmayan erkek öğrenci modeli: Ders düşer. Hoca dişçiye gitmiştir. Hiçbir zaman bir gün önceden dişçiye gideceği söylenmez inadına ki maça daha bir şevkle hazırlanmayalım. Müdür yardımcısından izin alınır. Hafif bir ter idmanından ve "açın önüme ben de vurucam" şeklindeki şut çalışmasından sonra adamlar toplanır. Derken bir adam eksiktir. Doğancan'a çağrı yapılır. Ama gel gör ki bizimki kızlarla çekirdek yiyip okul bahçesindeki çimlerde tur atmaktadır. Zaten kendisi mezuniyet balosunda herkes osuruk bombasını nereye atsak planını yaparken kızlarla sırayla dans etmiştir. Sen ne denyo bir adamsındır be Doğancan....(by forzabrian)
6-Annesi ya da babası okulda öğretmen yada müdür muavini olan model: Bir kere bu çocuk baştan kaybetmiş bir adamdır. Makus talihi şudur ki her konuda kayırıldığı, her aldığı yüksek notun masa başında kazanıldığı, hakemler ve federasyon tarafından sürekli kollandığı söylenir durur. Bir nevi öğrencilik hayatının Arif Erdem'idir. Bileğinin hakkıyla yaptığı işler bile ciddiye alınmaz. Ha nüfuzunu kullanarak okul kantininden bedava döner yemişliğimiz çok vardır. (by Gorky)
7-Spekülasyon adamı: Bu ahalinin öğrencilik hayatı boyunca bir tek fonksiyonu vardır, Türkiye Cumhuriyeti eğitim sisteminde sürekli spekülasyon yaratma yoluyla gerilimi artırmak ve asılsız iddialar ortaya atmak. "Devamsızlık hakkı 30 güne çıktı", "bu sene bütün sınavlar çan eğrisiymiş", "öğretmenler odasında kavga çıkmış", "fınalde sırf yorum soruyormuş", "din hocası derste namaz kıldırıyormuş", "kızların soyunma odasının duvarında röntgen deliği varmış" gibi ve buna benzer bir dolu asılsız iddia bu kadro tarafından ortaya atılır. Daha bir gün bir tanesinin doğru çıktığı görülmemiştir, görülmeyecektir de.
8- Yabancı dil derslerinde aksan yapan model: ingilizce dersi başlar. Millet daha "my", "I", "Mr and Mrs. Smith have a farm", "The cat is going to climb the tree" diye 3 yaşındaki ingiliz çocuk gibi konuşmaya çalışırken bizim özel kolej mezunu kızımız çıkar "tiçaa, ken yu jast heav e luk at hiiiaaa" diye Victoria Road'da şarap evi işletiyormuş gibi konuşur. Ne gerek vardır, yoktur tabi. Konuştun konuştun sonra ne oldun? Banka memuresi. Eee ne anladım bu işten? Öbür ingilizce fakiri Abdurrahman kabzımal oldu götürdü parayı. Haşırt the blackboard. Al sana ingilizce
9-Herkes kantinden yemek getirirken ekmek arası peynir-yumurta getiren model: Yeri geldi bizim de ay sonunu zor getirdiğimiz oldu şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Biz de ekmek arasının muhteşem gizemine başvurmadık mı? Başvurduk tabi. Ama her gün her gün de yumurta yenmez ki arkadaş. Öğle tatili olur. Beriki sınıfta ders çalışır, beriki kantine gider, bizim Ferdi arka sıralardan ekmek arası yumurtayı başlar yemeye. Teneffüs biter sınıfa bir dönülür. Sınıf Altın Çiftlik Entegre Tavukçuluk tesisleri gibi kokmaktadır. Bari yiyorsun kıçını tut be adam.
10- istiklal marşının son mısrasında servise koşan model: işte benim favorim bu adamlardır. Cuma günü gelir çatar. Bayrak töreni öncesi sıranın en arkasında konuşlanılır. istiklal marşının son mısrası gelindiğinde yavaştan hareketlenilir, son mısraya başlandığında servislerin olduğu istikamete doğru bir adım atılır, "Hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal" mısrası bittiğinde çoktan servisin ön koltuğu kapılmıştır. Bu tayfanın böyle bir saplantısı vardır. Serviste ön koltuğu kapmak. Bu amaç uğruna vatan, millet, ulusal marş, anayasanın değişmesi teklif dahi edilemeyen maddeleri bile feda edilebilir. Zira ön koltukta eve dönerken camı açıp dirseği kapıya dayamak ve onun yarattığı karizmayı tatmak, hatta kravatı kafaya takıp, ön camdan sarkarak "şşşş Ahmet, Ahmet atari salonuna gel haaa" diye dikkat çekmenin tadı vardır.