--spoiler--
ben henüz kimin inançlı kimin inançsız olduğu kararını verecek kadar müslüman olamadım.
--spoiler--
Bu kararı vermek için önce din dediğiniz şeyin kişilerden ne beklediğini,
din kurallarına ne kadar uyduğumuzu.
dinin bir bütün olduğunu keyfiyette değiştirilemez olduğunu
çağın gerekleri adı altında dinin tahrif edilemeyeceğini
kesin emirleri uygulayanların nasıl hor görüldüğünü
kesin emirlerin ne olduğunu bilinmesini, salık veririm.
Bunları bilmeyen ve bu değerlendirmeyi tarafsız bir gözle yapamayan bir kişi, kendisinin ne durumda olduğunu göremez veya görmez.
kendisinin ne durumda olduğunu bilemeyen ise zaten başkasının ne durumda olduğunu değerlendirme hakkına sahip olmadığını da bilmez.
Ancak uludağ sözlüğe gelir ve böyle saçma sapan şeyler yazar.
--
Bir Müslümanın en önemli özelliklerinden biri, kendisine Kuran'ı rehber edinmesidir. Kuran'ı rehber alan insan, hem kendini, hem dünyayı, hem de içinde yaşadığı toplumu Kuran ayetlerine göre değerlendirir. Çünkü bilir ki, Kuran'ı, kendisini ve tüm evreni yaratmış olan Allah indirmiştir. O, herşeyi yarattığına göre, herşeyin en doğrusunu da O bilmektedir.
"Onlara karşı apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, sen o inkar edenlerin yüzlerindeki 'red ve inkarı' tanıyabilirsin. Neredeyse, kendilerine karşı ayetlerimizi okuyanın üzerine çullanıverecekler. De ki: "Size, bundan daha kötü olanını haber vereyim mi? Ateş... Allah, onu inkar edenlere va'detmiş bulunmaktadır; ne kötü bir duraktır." Hac Suresi, 72
Bir müminin en başta gelen özelliklerinden biri, tevazu sahibi olması, her zaman hata yapabileceğini kabul etmesi ve kendisine yapılan öğüt ve uyarılara da hemen uymasıdır. Buna karşılık, münafıklar son derece kibirli ve kendini beğenmiş bir ahlaka sahiptirler. Onlara verilecek hiçbir öğüdü dinlemez, hata yaptıklarını kabul etmezler. Çok akıllı oldukları, herşeyin en iyisini bildikleri kanısındadırlar. Üstelik, Allah'ın iyi birer kulu olduklarını öne sürerler. Peygamberimiz (sav) dönemindeki münafıkların, Peygamber Efendimiz (sav)'in kendileri için bağışlanma dilemelerini kabul etmemeleri, sahip oldukları kibirin en açık göstergesidir:
Onlara: "Gelin Allah'ın Resûlü sizin için mağfiret (bağışlanma) dilesin," denildiği zaman başlarını yana çevirdiler. Sen, onların büyüklük taslamışlar olarak yüz çevirmekte olduklarını görürsün". Münafikun Suresi, 5
Müslümanlar, kalplerinde hastalık olan bu kişileri, samimi birer mümin olmaya davet edip, onlara Allah'ın ayetlerini hatırlattıkları zaman, münafıkların gösterdikleri tavırlardan da gururlarına teslim oldukları anlaşılır. Kendilerinin kusursuzluğuna inanır, insani hataları bile kendilerine yakıştırmazlar. Allah ayetlerde gururlarına uymalarının sonucundan şöyle bahsetmektedir:
Ona: "Allah'tan kork" denildiğinde, büyüklük gururu onu günaha sürükler, kuşatır. Böylesine cehennem yeter; ne kötü bir yataktır o. Bakara Suresi, 206
Çünkü onlara: "Allah'tan başka ilah yoktur" denildiği zaman, büyüklük taslarlardı. Saffat Suresi, 35
Kendilerini bütün hatalardan, eksikliklerden uzak gördükleri için sahip oldukları ahlak bozukluklarının, yaptıkları kötülüklerin ahirette nasıl bir karşılığı olabileceğine ihtimal vermezler. Münafıkların karakteristik bir özelliği olan kibir onları bir kısır döngü içinde bırakır. Müminler sürekli olarak hatalarını düzeltip, eksiklerini telafi ederek kendilerini geliştirirken, münafıklar bu sahtekar hayatın içine daha da saplanırlar. Yapılan hatırlatma ve tavsiyelerden de faydalanamazlar. Allah bu tür bir müstağniyetin sonucunu şöyle bildirmektedir:
Hayır; gerçekten insan, azar. Kendini müstağni gördüğünden. Alak Suresi, 6-7
Aynı zamanda Kuran ayetlerini okurken de anlatılanları hep kendileri dışındaki kişilerden bahsediliyormuş gibi yorumlarlar. Dolayısıyla öğüt alınması gereken konuları, ibret konusu olan kıssaların hikmetlerini kavrayamazlar. Kuran'ı sürekli okudukları halde, ölümü, ahireti, cehennemi kendilerinden çok uzak görürler. Aslında iyi niyetli olduklarını ve bu yüzden de herhangi bir şekilde cezalandırılmayacaklarını düşünürler.
Münafıklar, kibirli oldukları için, müminleri de kendilerinden aşağı görürler. Sahip oldukları herhangi bir özellik -zenginlik, şöhret, mevki, güzellik- onları kibirlendirir ve bu özelliğe sahip olmayan bir mümini küçük görürler.
Oysa üstünlük ancak takva iledir. Müminler bu tür dünyevi kıstasları göz önünde bulundurmaz, insanları para, şöhret, fiziki güzellik gibi özelliklere göre değil, imanlarına göre sevip-sayarlar.
Bu nedenle bu tür özelliklerinden dolayı kibirlenen kişiler, mümin topluluğu içinde hemen fark edilir ve küçük düşerler.