Bir delinin zamanın alimi sayılabildiği ülkemizde delinin alimleştirilmesinin nasıl olabileceğine örnek bir filmdir. Ben islam'ı doğrulamıyorum, islam'a kendimi doğrulatıyorum diyen bir kürt delisinin yazdığı anlaşılmaz farsça, arapça, türkçe kitabın etkisinde kalan insanların neler yapabileceğine bir örnektir bu film... Merak ediyorum ama. Radyo ile said-i kürdi arasındaki konuşmalar da verilmişmidir bu filmde. Veya hareket halinde gittiği arabada, elini 1 yaşındaki bebeklerin öpmek için koşması, Ya da hayvanların da risalelerini okumak için pelesenk olması...
Saidi Kurdiye göre o arabayala gezerken 1 yaşındaki küçük çocuklar bile elini öperlemiş! "Hanımlar Rehberi, s.105". Zülfikar adlı risalede hayvanların bile Nur risalelerine hayran kaldıklarını söyleyecek kadar ileri gitmiştir. "Dr. Armaner, Nurculuğun içyüzü, ilahiyat Fakültesi yayınlarından, s.8".
Radyonun içinde birbiriyle konuşan melekler.
(Radyo bilbadehe kudret-i ilahiyenin bir cilvesidir ve o cilvenin kürre-i havaya umumca temsil eden bu gelen hadis-i şerifin meali gösteriyor, şöyle ki: Bir melaike var, kırkbin başı var, her başında kırkbin dili var, her dilde kırkbin tesbihat yapıyor. 64 Tirilyon tesbihat aynı anda söylüyor. Demek kürre-i hava bu melaike gibidir. Yani bu melaikenin tesbihatı adedince her kelimei tayyibe hava sayfasına yazıyor. Kürre-i hava diyor ki, bu hadis benden veya buna benzer memur meleklerden haber veriyor, külli bir şuurla yapılan bu iş yalnız tek bir zerrenin vazifesi ne bana yani kürre-i havaya ve ne de bütün eşyaya vermesi hiç bir ciheti imkanı yok, demek her yerde hazır nazır, ahadiyet cilvesiyle ve içinde ihatalı bir irade, muhit bir ilim bulunan bir kudret-i ezelliyenin cilvesidir. Buna milyonlar şahitlerden birisi radyodur (ihlas Dergisi, 1964, Nu.9, s.3..)
"Süphan ve Ağrı dağları gibi geleceğin yüksek dağlarının doruğunda ayağa kalkmış, nefse esir olmayı yasak etmiş ve başkasına tecavüzü caiz görmeyerek şeriate dayanmış olan, hürriyet sultanı, yüksek sesle sizin gibi mazinin en derin derelerinde gafil ve dağınık bir kavme, cehalet ve yoksulluğa hücum için, fen, sanat ve silah başına, ileri arş."
Saidi Nursi Kürdi; "Kürt milliyetçiliği' çatısı altında Kürtleri birleştirmek gayesi gütmekte, 1909 tarihli eserinde Kürtçülük propagandası yapmakta, yüzyıllar boyunca bir arada yaşamış olan Türkleri ve Kürtleri -Kürtçülük söylemleri ile- kışkırtmaya çalışmaktadır.
Kısacası Saidi Nursi Kürdi'nin gerçek niyeti, Türklerin bölgede egemen olmalarını istemeyen ingilizlerin istekleriyle birebir örtüşmektedir.
Gerçek gayesi, geri kalmış Kürtleri kalındırmak/bilinçlendirmek olsa idi,"fen ve sanat başına" demekle yetinirdi. Ancak "SiLAH BAŞINA" diyebilecek kadar pervasızdır.
Evet, Saidi Kürdi Kürtçüdür, ne var ki kendisini gizlemek için müslümanlık/ümmetçilik örtüsüne bürünmektedir.
Saidi Nursi Kürdi, Türk müridlerinden evlenip "dinsiz evlatlar yetiştirmemeleri"ni isterken, habire çoğalan ve nüfusu gün geçtikçe -hızla- artan Kürtleri engellemek gereği dahi duymamaktadır.
Evet, Saidi Nursi Kürdi bölücüdür; onun müridleri de, gerçekleri görmekten aciz vatan hainleridir. Bunlar, Siyonizm'in istekleri doğrultusunda ayaklanan Şeyh Said'den hiçbir farkı olmayan Saidi Nursi Kürdi'nin ardına takılmış, Cumhuriyet ve Laiklik karşıtı ikiyüzlü Müslüman görünen ama Müslümanlıkla alakası olmayan çıfıtlardır.!
Kendi ırkçılıklarını gerçek milliyetçilere yamamaktan ise asla geri durmazlar. Kürtçülüğe/Kürdistan'a hizmet eden bu vatan hainleri, bizleri "sahte milliyetçi/ırkçı" olarak lanse etmeye çalışmaktadırlar.
"Ey Asurîler ve Keyanilerin Cihangirlik zamanında pişdar, kahraman askerleri olan arslan kürtler! Beş yüz senedir yattınız. Yeter artık. Uyanınız. Sabahtır. Yoksa sahra-i vahşette vahşet ve gaflet sizi vahşet sahrasında yağma edecektir. Hikmet-i ilahi denilen makine-i âlemin nizamı ve telgraf hattı gibi umum âleme mümted ve müteşa'ib kanun-i nurani-i ilahinin müessisi olan hikmet-i ilahi ufk-i ezelden engüşt-i kaderi kaldırmış, size emrediyor ki, tefrika ile katre katre müteferrik su gibi zayi olan hamiyet ve kuvvetinizi fikr-i milliyetle tevhit ve mezcederek zerratın cazibe-i cüz'iyyeleri gibi bir cazibe-i umumi-i milli teşkili ile kürt gibi bir kütle-i azimi küre gibi tedvir ederek şems-i şevket-i islamiyye ve Osmaniyyenin mevkibinde bir kevkeb-i münevver gibi cazibesini ittiba ile muvazene ve aheng-i umumiyyeyi muhafaza ediniz. "
iki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi yahut Divan-ı Harbi Örfi
isteyene Türkçesi de çevrilir..
"Ey Asurîler ve Keyanilerin Cihangirlik zamanında pişdar, kahraman askerleri olan arslan kürtler! Beş yüz senedir yattınız. Yeter artık. Uyanınız. Sabahtır. Yoksa sahra-i vahşette vahşet ve gaflet sizi vahşet sahrasında yağma edecektir. Hikmet-i ilahi denilen makine-i âlemin nizamı ve telgraf hattı gibi umum âleme mümted ve müteşa'ib kanun-i nurani-i ilahinin müessisi olan hikmet-i ilahi ufk-i ezelden engüşt-i kaderi kaldırmış, size emrediyor ki, tefrika ile katre katre müteferrik su gibi zayi olan hamiyet ve kuvvetinizi fikr-i milliyetle tevhit ve mezcederek zerratın cazibe-i cüz'iyyeleri gibi bir cazibe-i umumi-i milli teşkili ile kürt gibi bir kütle-i azimi küre gibi tedvir ederek şems-i şevket-i islamiyye ve Osmaniyyenin mevkibinde bir kevkeb-i münevver gibi cazibesini ittiba ile muvazene ve aheng-i umumiyyeyi muhafaza ediniz. "