insanın aslında ne kadar bencil olduğunu; hala ne denli hayvani içgüdülerle, dürtülerle hareket ettiğinin emsallerini
gösteren davranışlar kümesinin ilk kıvılcımını oluşturan andır.
a. eski sevgili uzakta belirir
onu görürsünüz ve ani bir refleksle başınızı çevirirsiniz. suçluluk duygusu..
sonra ani bir şekilde yaptığınızın ne kadar saçma olduğunu anlarsınız. neyden kaçıyorsunuzdur ki?
tam bu hesaplaşmaların akabinde ona ne kadar yaklaştığınızı farkedersiniz. "tanrım beni görecek!!"
b.eski sevgiliyle konuşma
iki taraf da çok gönüllü olmasa da bir süre muhabbet edilir.
naber, nasılsın, nelerle uğraşıyorsun bu aralar dan öteye gidemez muhabbet. belki de gitmemelidir.
tam o an şu belirir. "eee, mutlu lan bu" .. beyninizin tüm çeperlerinde dolaşıt bu sözcük..
her yerde.. "nasıl ya? em mutlusun sen" diyemezsin.
hele bir de yeni ayrılmışsanız vay halinize..
c."peeeh sen mutlusun da ben de mutluyum yani" halleri
tam o andan sonra, kendinizin aslında onun için çok da önemli olmadığınız anladığınız an artık çooook geçtir. düğmeye basılmıştır.
ona sizin de mutlu olduğunuzu göstermek için bir kaç yalan söylersiniz. ya da bir kaç birbiriyle bağlantısız mutlu süsü
verilmiş arkadaşların zoruyla " hadi olm be sosyalleş, bak kızdan sonra hiç iyi görmüyoruz seni" nidaları arasında
yapılmış o zorunlu etkinliklerden birkaç kesit sunarsınız..komiktir o an aslında..iki taraf da bu komik savaşı anlamaktan
çok uzaktır oysa..
d.ve final
soğuk bir "görüşmek üzere" ile biter muhabbet. sözde muhabbet.. kazananı olmayan bu savaştan en çok tekel bayi
nemalanır. "demek umrunda değilmişim ha! sürtük" ve türevleriyle arka arkaya içilen sigaralar ve alınan alkol ile
finallenen günler..