"dünyanın bildiği" yıldızları olmasa bile; transferde eli kolu bağlansa, iflas etse, bırak 3.kümeyi maçlarını gelip bizim mahallede asfaltta bile oynasa,
şampiyon olduğunda dünyanın en büyük bayrağını yaptıran/bununla tur atan/boy gösteren taraftarı da olmasa, bu sezon diğerleri nal toplarken katıldığı grupta ikincilikle/13 puanla(bazılarının birkaç sezonda avrupa'da aldığı puan toplamı, bazıları sezonlardır bunu da görememekte) ikinci tura çıkmasa da, desibel rekoru guiness tarafından tescil edilmese de, yurtdışından yüzlerce yabancı hayranının futbolunu, takımını, tribün şovunu izlemeye gelmese de, hayat gibi olmasa da,
yense de, yenilse de,
duruşuyla beşiktaş; hayatta beşiktaş, hep beşiktaş, tek beşiktaş!
beşiktaş, tv'nun siyah beyaz olduğu yıllarda, bacak kadar boyumla ve üstümdeki çubuklu klasik formamla, babacığımın elinden tutup güzel bir istanbul gününde motorla karşıya geçip, 10 tane gol atıp, "noluyo lan, futbol buymuş demek" gibi düşüncelerle zihnimi doğruya açan takımdır.