ikili bir ilişkinin ürünüdür; aslında "ücret toprak" olarak da çevrilebilir. kendilerini efendiye teslim edenlerin çoğu, efendilerden koruma ilişkisinin yanında onların yaşamaları için yardım da talep etmekteydi. senyör de buna karşılık olarak bu insanların aracılığı ile mallar ve hizmetlere ulaşmak istiyordu. fiefler bilhasa savaş arkadaşlarına bu konuda ciddi cömertlikler göstermişlerdir. ortaçağda kralların fermanları bu konuda senyör-vassal bağının koparılmasını yasaklamıştır; fakat bağı asıl sağlamlaştıran etken, fermanlar ile korunmuş olması değil vassalın senyöründen para almış olmasıdır. bu minvalde efendi vassaline iki şekilde bu ücreti ödeyebilir; birincisi evinde barındırmak ve giydirip kuşatıp silahlandırmak. ikincisi ise ona bir toprak vererek geçim olanaklarını kendinin elde etmesini sağlamak.
bu minvalde senyörlerden vassallere sağlanan bu topraklar bir maaş niteliğindedir; hizmet sona erdiğinde toprak kendilerinden senyörler tarafından geri alınmaktadır. aslında öz olarak fief kelimesi precarium ile beneficiumların daha farklılaşmış modelidir. [beneficium senyöre bağlanan kişlere vassallere hizmetleri karşılığı yapılan geçici temlikler anlamına gelmektedir. bu minvalde karolenjler zamanında kilseden zor ile alınan topraklar kral vassallarına dağıtılmışlardır. fakat bu zoralımın yanında bu topraklar yasal sahipleri olan piskoposlara veya manastır başrahiplerine de belirli haklar getirmiştir; bir kira bedeli gibi. vassalın kraldan aldığı bu topraklara beneficium adı verilmektedir]
bu kelimenin aslı hala almanca'da kullanılan vieh kelimesidir[davar ya da menkul mallar anlamına gelmektedir]; bu kelime galya-romanca'nın etkisi ile fief kelimesine dönmüştür. eskiden menkul mal olarak kullanılan ya da davar olarak da ifade edilen [vieh] toprakların karşılığı satın alma bedeli olarak kullanılabilmektedir. o dönemlerde para ve para ilişkileri yaygın değildir-fakat kelime içeriğinden uzaklaşarak senyör evlerinde vassala yapılan bağışlar feus olarak anılmaya başlanmıştır]
ilk etapta fief kavramının ifade etmek istediği bir temlik karşılığında temel olarak ödeme yükümlülüğünü değil birşey yapma yükümlülüğünü kastetmektedir. bunun için kira karşılığı toprak temliğinin yanında eklenmesi gereken belirli yükümlülükler sözkonusudur. bunlar tarım angaryaları, taşıma, ev ürünlerinin bir kısmını verme gibi[daha sonra bu angaryalar paraya çevrileceklerdir]bu yükümlülükler mesleğe göre değişmektedir; bir rahibe kilisedeki aktivitelerinden dolayı ya da bir vassale savaşçı olduğu savaşa katıldığı için ya da bir ressama kilise içindeki kabartmaları boyaması için verilmiştir; bu meyanda yükümlülükler çeşitlenmektedir. daha doğrusu bu toprak temliklerinin verilme nedeni ücret olma nitelikleri ile belirlenmektedir. bundan dolayı bunlara fief denmektedir[ingilizce fee kelimesi de bu kelimeden gelmektedir-lakin bu fee kelimesi fief'in tarihsel evriminin sonucudur-çünkü doktor vizitesi ve avukat ücreti gibi yüksek mesleklerin bir uzantısı niteliğindedir]. 11.yy başında tüm toplumun emrinde olan bu kavram daha sonra belirli bir sınıfın tahakkümü altına girecektir.
genellikle vassallikte iki tarz ücretlendirme sözkonusuydu; bunlardan birisi vassal provendier[efendinin yanında barındırdığı vassal] diğeri ise vassal chase'dı[kendine temlik edilen toprağın geliri ile yaşamını idame ettiren vassal]. her ne kadar da efendiden bir fief alan vassal efendinin beslemediği vassal olsa da efendinin yardımlarından ve cömertliğinden çoğunlukla yararlanmaktadır. avrupa'da belirli bir dönemde bu iki tip vassallık bir arada devam etmiştir. tehlike anında ya da efendinin mallarının gözetimi gibi görevler yüklenen vassallar genellikle efendinin yanında barındırılan vassal provendier olarak konumlandırılmıştır. fakat daha sonraki dönemlerde terazi vassal chase'niin hakim hale gelmesine neden olmuştur. bilhassa piç gulliame'nin ingiliz toraklarında kurduğu askeri vassallik düzeni ilk sistemden vazgeçişin ve ikinci sistemin uygulamaya başlanmasının çok güzel örneğidir[piskoposluk ya da başrahiplere bağlanan vassalleri besleme görevine sahip olan piskoposlar bir yüzyıl sonra bu tip bir ücretlendirmeden vazgeçip vassal chase tipine geçmişlerdir. bunun en büyük esbabı ise bu vassallarin manastır tarafından doğrudan beslendikleri dönemde kilerciye yönelttikleri bitmez tükenmez taleplerdir] bu ifade edilenlere ilaveten çok yüksek düzeydeki vassalleri evde beslemenin zor olması ve onlar tüm ömürlerini efendinin gölgesinde geçiremeyecek kadar yüksek düzeyde olmakla birlikte onlara bağımsız komuta yetkileri gerekmekteydi.
fieflerin oluşum ve başlangıç süreçlerinde senyörün vassala hak devrinden ziyade fiefler vassalden senyöre yapılan bağışlardan doğmuştur. koruyucu arayanın bu korumayı satın almak zorunda olması ile alakalı bir gerçekliktir bu. kendinde daha zayıf birini bağlayan güçlü; ekonomik anlamda da onu kendine bağımlı hale getiriyordu. bağımlılık ilişkisinin kurulması ile birlikte senyöre verilen mallar senyör tarafından vassale tekrar geri veriliyordu. fakat bu mallar el değiştirme sonucunda şefin hukukuna bağlı oluyordu. fakat bu salt bir temlik değişimi değildir; bunu üzerine ayni ve nakdi hükümlülükler ile angarya zorunlulukları da eklenmiştir. bununla birlikte daha yüksek seviyede olup da savaşçı olan kimseler topraklarını şeref fiefi olarak almaktadırlar; bunlar aynı zamanda alleu olarak ifade edilmekteler; bunlar her türlü yükümlülüğün dışındadırlar.[bu toprak tam mülkiyet olarak tanımlanmıştır; üste doğru ilişki mutlak olmakla birlikte alta doğru ilişkinin modeli fief ile herhangi bir farklılık göstermemektedir] fakat bu toprak bağımsız olma nüteliklerini uzun süre koruyamamıştır. çünkü alleu sahibi küçük senyörler yüksek baronların baskısıyla bu toprakları korkudan onlara devretmektedirler.