yadsınamaz bir gerçektir. ama hayatınızda yaşayacağınız nadide dönemlerden de bir kupledir. bir şarkı gibidir. arada sırada dinlemek istediğiniz. üniversite yıllarını ve o şehri yaşanılır kılan tek ayrıntı, arkadaşlarınızdır. arkadaşlarınız anneniz, babanız, kardeşiniz olmuştur. paraya sıkıştığınızda faizsiz kredi açan tek kişi arkadaşınızdır. yaptığınız olanca saçmalıklar ve sınavlara bir gün kala, yumurta kapıya dayanmışken stresle ders çalıştığınız, sadece ders çalışmak için birbirinize söz verdiğiniz, konuşmamak için anlaştığınız ama dayanamayıp kitapları bir köşeye atıp yine şaklabanlık yapabildiğiniz kişiler olmasa, yani arkadaşlarınız.. o zaman kelimenin tam anlamıyla sefalet içinde yüzüyorsunuz derdim. ben yurtta kalmıştım. kredi yurtlar kurumunda ve binbir çeşit insanla muhatab olmak zorunda olduğunuz, çekilmez bir yerdir kredi yurtlar. bilenler bilir bir etüt salonları vardır. ders çalışabilmek için önceden rezervasyon yaptırmak gerekir. sonra, hastaneye benzer. yani kötü bir yer hasılı. ama o yurdun çekilmez havasını bir nebze olsun bertaraf eden tek kişidir arkadaşınız. ben hatırlıyorum bir keresinde parasız kalmıştık oda arkadaşımla. 5 liramız vardı cebimizde sadece. haftasonu odada sadece çürük elma yemiştik. çürük elma! ama yine de mutluyduk. hatta çocuklarımıza anlatacağımız bir anımız daha oldu be diye gülüşmüş sevinmiştik.
okul bitti. o sefalet dediğim hayatı özlüyorum şimdi. çalışma hayatı çok acımasız. kavga ettiğim insanları özlüyorum. her sabah yüzünü görmekten sıkıldığım o insanları. öğrencilere çemkiren esnafı bile özlüyorum yemin ediyorum. bu sabah işe gelirken, bu sabah yağmur var istanbul'da şarkısını dinlerken gözlerim doldu. çünkü arkadaşlarım aklıma gelmişti. bu konuyu görünce döşedim tabi. kusura bakmazsın artık.